Asya6666's notes (30) 

Please wait...
Sorry, the note you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't post your note right now. Please try again later.
To post a note you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off notes.
Sorry, we can't delete your note right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of notes that can be posted in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to post notes disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish posting your note.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To post a note, sign in with your Windows Live ID (it's your Hotmail, Messenger, or MSN account). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up


http://teymiyye.blip.tv/ CENNETE DAVET ŞERİATA DAVET NAMAZA DAVET
İLLE Namaz DIR Namaz








NAMAZSIZ VE TESETTÜRSÜS MÜSLÜMAN OLMAZ ALLAH 5 VAKİT NAMAZI FARZ KILDI MÜSLÜMANIM DİYEN BEŞ VAKİT NAMAZ KILSIN KİM BEŞ VAKİT NAMAZ KILMADI DAHA MÜSLÜMAN OLMADI NAMAZ HOCASINI ÇOK İYİ DİNLEYELİM


CENNETİN ANAhTARI NAMAZDIR NAMAZ ALLAH HEPİNİZDEN RAZI OLSUN
Müslüman ve Namaz Namaz allah hın emridir beş vakit namaz
allah beş vakit namazı farz kıldı müslümanım diyen namaz kılsın






İSMAİL DURMAZ CEP yazın BU SİTEYİ HERKESE TAVSİYE EDİNİZ HARAMLARA DİKKATEDİNİZ İZLEYİN İÇKİ ve KUMAR ZİNA FAİZ AÇIK SAÇIK GÖRÜNMEK HARAMDIR NAMAZ CENNETİN ANAhTARI HAK DİN İSLAMDIR HUZUR İSLAMDADIR HOCALARI BİRER BİRER DİNLEYİN TIKLAYIN http://www.cennetevi.net/ http://videoizle.video75.com/6VrFWgqS-3f/cehenneme-goturen-ameller/
http://videoizle.video75.com/8Ou8FQa72d0/cehenneme-goturen-ameller/
http://video75.com/NknyCAOSsWN/seriat-cubbeli-hoca/ http://www.youtube.com/watch?v=AxalPNBFfJA&feature=related http://www.tevbe.org/t/tvizle.htm http://islam-tv.blogspot.com/ http://xat.com/nurdestesi http://www.radyodavet.com.tr i.D 4 http://www.ismaildurmaz.tr.gg/Ana-Sayfa--.htm http://blip.tv/file/817240?utm_source=aolvideo&utm_medium=aolvideo http://blip.tv/file/582948 http://islami-sohbetler.blip.tv/file/564718/ http://feeds.feedburner.com/Islami-sohbetler http://h1.ripway.com/ayancikzaviyeky/Diziler/EbuHanife.htm http://ilahi.wordpress.com/tag/kuran/ http://dini-sohbetler.blogspot.com/2008/01/islamda-namaz-ahmet-mahmut-unlu.html http://tumfilimler.tr.gg/Dini-Filimler-2.htm http://www.islamiforum.info/Dini-Filmler/Mal-ve-Para-Sevgisi-72.html http://tevhidnesli.de.tl/
http://www.tebyin.de/ http://islami-sohbetler.blip.tv/#671560 http://rahman.fw.nu/index.php http://www.cubbeliahmethoca.tv/ http://www.mustafaozsimsekler.com/ http://www.tomorhoca.com/gsohbetler.php# http://video75.com/2GSLCAFpbaD/olum-kiyamet-ve-ahiret-ru/ http://video.google.com/videoplay?docid=3915480426742651666&hl=tr http://videoizle.video75.com/S0pkLpkRBpV/ebu-hanifenin-tevhit-inanci-it/ http://videoizle.video75.com/ciM0gHawLPZ/demokrasi-ve-oy-kullanma/ http://teymiyye.blip.tv/




CENNETİN Müslüman ve Namaz ANAhTARI NAMAZDIR NAMAZ ALLAH HEPİNİZDEN RAZI OLSUN
Müslümanın Hayatında Namaz İbadetin Önemidir..kim beş vakit namaz kılmadı daha müslüman olmadı beş vakit namazı allah farz kıldı mutlaka kılalım namaz
İSMAİL DURMAZ CEP yazın ÇOKGÜZELCEDİNLEYİNİZ BUYURUN HOCALARI DİNLEYİN BU SİTEYİ HERKESE TAVSİYE EDİNİZ HARAMLARA DİKKATEDİNİZ HOCALARI ÇOKEYİDİNLEYİNİZ YALNIZ ALLAHTAN KORKUNUZ HEPİNİZ İZLEYİN HARAMLARDAN UZAKDURALIM ALLAHTANKORKALIM KİMSE AÇIK SAÇIK KALMASIN ÇÜNKÜ AÇIK SAÇIK GÖRÜNMEK VEYA GEZMEK HARAMDIR HOCALARI EYİDİNLEYELİM HARAMLARI TERKEDELİM CENNETE GİRMEK KOLAYDEYİL ALLAHHA İTAHATETMEK LAZIM EMİRLERİNİ YERİNEGETİRMEK LAZIM HARAM İŞLEMEMEK LAZIM OZAMAN CENNETE GİRERSİN YOKSA GİRMEK KOLAYDEYİLDİR ONUNİÇİN HOCALARIM İYİ DİNLEYİN AÇIK SAÇIK GEZMEYELİM ÇÜNKÜ HARAMDIR MÜSLÜMANIM DİYEN HARAMİŞLEMEZ YALNIA ALLAHTAN KORKALIM HOCALARI DİNLEYİNNİZ HEPİNİZDEN ALLAHRAZI OLSUN HOCALARI MUTLAKA DİNLEYİN HOCALARI DİNLEYİN UYAN TÜRKİYE UYAN UYAN DÜNYA UYAN ÇÜNKÜ DUNYA FANİ AHİRET BAKİ ÜÇ GÜNLÜK DÜNYAYA ALDANMAYALIM ÖTEDÜNYADA CENNET VAR CEHENEM VAR ONUNİÇİN KILALIM NAMAZ DÜNYA KİMSEYE KALMAZ İZLEYİN İÇKİ ve KUMAR ZİNA FAİZ AÇIK SAÇIK GÖRÜNMEK HARAMDIR NAMAZ CENNETİN ANAhTARI HAK DİN İSLAMDIR HUZUR İSLAMDADIR HOCALARI BİRER BİRER DİNLEYİN TIKLAYIN
http://videoizle.video75.com/xrgQq3rW_gf/cen-ve-cehennem-sela/ http://videoizle.video75.com/dU_Z-uK1gMH/kuran-daki-tagut-kavrami/ http://xat.com/nurdestesi http://video75.com/0b_KHbg_Q8L/elifba-ustun/ http://video75.com/dCgKw-9Ep4p/timurtas-ucar-cag-disi-bo/ http://video75.com/EoDzRis7deR/timurtas-ucar-cag-disi-bo/ http://video75.com/1tkhq5kw-nV/demokrasi-ve-oy-kullanmak-islam-disidir-bolum/ http://video75.com/vIfIut4OBn0/demokrasi-ve-oy-kullanmak-islam-disidir-bolum/ http://video75.com/Ogm9LRklnmb/demokrasi-ve-oy-kullanma-sirki-murat-gezenler-/ http://video75.com/Uuybq4CtwbR/kurandaki-tagut-kavrami-ne-anlama-gelir-murat-gezenler-/ http://video75.com/WrBmrPp9X08/kiyamet-alametleri-abd-go/ http://www.tevhidnesli.de/ http://video75.com/HmEg7rYvbYV/sarikli-melekler-cubbeli/ http://video75.com/gqpuSpcYfKH/kurani-kerimin-turkce-meali-/ http://video75.com/qbJPWyT8WIf/teke-tek-cubbeli-ahmet-hoca-bolum-yuksek-kalite-/ http://video.google.com/videoplay?docid=604259541993456727&hl=tr http://video75.com/Dev0_jmWvht/la-ilahe-ilallah-calgisiz/ http://video75.com/ampYOTh7EWt/timurtas-ucar-beytullah-bolum-/ http://videoizle.video75.com/hfCa10DCq2D/grup-peygamberler/ http://video75.com/vX1084FoXJD/allah-korkusu-kalplerin-k/ http://videoizle.video75.com/IbRnX8toFpN/imtihan-dunyasi-namaz-kilmak/ http://videoizle.video75.com/U9rQqqdaw9j/lailaheillallah-no-music/
http://videoizle.video75.com/9EIw9I0Gb5V/hukum-allahindir/







4 hours ago
ŞANLI BAYRAĞIM

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü
Kız kardeşimin gelinliği,
Şehidimin son örtüsü,
Işık ışık dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum
Senin destanını yazacağım,
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım,
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım,
Dalgalandığın yerde ne korku ne keder,
Gölgende bana da bana da yer ver.
Sabah olmasın günler doğmasın ne çıkar,
Yurda ay yıldızının ışığı yeter,
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün,
Kızıllığında sığındık,
Dalgalardan çöllere düşürdüğü gün
Gölgene sığındık,
Ey şimdi süzgün rüzgarlarda dalgalı
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim
Senin altında doğdum
Senin dibinde öleceğim,
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim
Yer yüzünde yer beğen,
Nereye dikilmek istersen,
Söyle seni oraya dikeyim.

Arif Nihat Asya

TÜRK BAYRAĞINA SESLENİŞ

Kutlu taç etmişim, başıma seni.
Soylu Millet’imin, gülüyor yüzü,
Yükselmiş görünce, arşıma seni.
Bulunduğun yerde, artar gururum,
Başım, gök yüzünü deler yürürüm,
Törenlerde, sana selam dururum,
Eşleyip, İstiklal Marşıma seni.

Bağrına nakıştır, ayla yıldızın,
Dalgalan başımda, dağılsın hüzün,
Hürriyet ışığı, saçıyor yüzün,
Sevdan girdiriyor, düşüme seni.

Göksüne el basar, yemin içerim,
Senin düşmanına, savaş açarım,
Baş verir uğruna, candan geçerim.
Görevim, ileri taşıma seni.

Seninle var, vatan, şeref, ar bize,
Sensiz kalmak, ölümden de zor bize,
Gölgendedir, en onurlu yer bize,
Düşman hedef seçmez, boşuna seni.

Eğer bir gazada, görev alırsam,
Ben, senin uğruna, şehit olursam,
Eve, tabut ile dönüp gelirsem,
Sarıp getirsinler, naaşıma seni.

Sonsuza dek Senden ayrı kalamam,
Uzakta durursam, huzur bulamam,
Ben ölünce, başka bir şey dilemem,
Çizsinler, mezarım taşına seni.
Oct. 29
TÜRK BİRLİĞİ = Türkiye'yi Bölmenin Yolu, Kısa Vadeli Açılım Paketi -5-

'' Kürt açılımı '' gereğince çocuklarımızın okullarda söylediği, '' Türküm, doğruyum, çalışkanım..'' andı yasaklanacakmış. Şu pervasızlığa bakınız!.
Kan ve can bedeliyle vatan yaparak, yüksek bir medeniyet kurduğumuz bu coğrafyada, kendi çocuklarımıza milletimizin adını öğretemeyeceğiz; onlara doğruluk, çalışkanlık, dürüstlük gibi temel değerlerimizi veremeyeceğiz öyle mi ? Birileri çıldırmış olmalı!..

Yakalarından tutup silkeleyelim. Bire gafiller kendinize gelin!. Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin adı Türk, dinimizin adı İslam. '' Irkçılık '' fanatizmiyle ne yapmak istiyorsunuz ? Yoksa Haçlıların bin yıllık mirası size mi kaldı demeliyiz ?

Türk çocukları Türk derse, Haçlı emperyalizminin maşası bazı ırkçılar, bölücüler ve teröristler rahatsız oluyormuş!. Minare mahyalarındaki '' Ne mutlu Türküm diyene. Milli Birlik Esastır. Önce vatan. Ordumuza şükran borçluyuz. '' ifadeleri de bu gerekçeyle kaldırılmış. Bunlar '' ırkçılıkmış '', '' Kürt açılımına '' zarar verirmiş.

İslam’ın üç kıtada, bin yıldır bayraktarı olmuş Türk Milletine duyulan şu kine, düşmanlığa, ırkçılık iftirasına bakınız. Mahyadaki değerler, bizim ortak kutsallarımızdır. Her yerde bulunmalıdır. Bunlar elbette bu mübarek milleti bölmek isteyenler zarar verecektir. Demek ki, yapılan doğrudur.
Usanmadan tekrarlayalım; Milletle ırkın farkını kasten görmezden gelen inkarcıların, dört dörtlük '' ırkçı '' ve '' kafatasçı '' olduklarını suratlarına vuralım. '' Irkçılığın '' dine de, ilme de, insanlığa da aykırı olduğunu durmadan vurgulayalım.

Dinimiz de böyle söylüyor. Milleti tavsiye edip, onun parçası olan kabile, aşiret, ırk gibi grupların asabiyetini gütmeye '' ırkçılık ''adını verip, haram saymıyor mu ? Tevhid akidesi gereğince Müslümanların birliğini emretmiyor mu ? Bunu temin eden ey iyi sosyal oluşumun millet, en iyi siyasi rejimin de milli-üniter devlet yapısı olduğu açık değil mi ? Bugün ilim bize, insanlığın gelişerek ulaştığı en büyük ve son olgunluk safhasının '' milletleşme '' olduğunu söylüyor. Eğer insan toplulukları böylesine şahsiyetleşerek '' milletler '' oluşmasaydı, mağara devrinde kalacak, sürüler halinde
yaşayacaktık.

Sonuç:

'' Kürt açılımının'' kısa’vadeli konularını burada kesip, yazdıklarımızı özetleme yapalım. Rejimi değiştirmeyi amaç edinen kısa vadeli düzenlemede;
- Bir millete ait demek olan milli-ulus devlet dikkate alınmayacak. Böylece kamu hukuku iki ortaklı bir rejime geçilecek şekilde düzenlenecek. Kısaca, millet, vatan, egemenlik ikiye bölünecek.
- Bunun için;
- Yerel yönetimlerin yetkisi artırılacak. Cumhurbaşkanı Sezer'in üniter yapıya aykırı görerek veto ettiği, o tarihten beri TBMM'de bekletilen '' Yerel Yönetimler Tasarısı '' yasalaştırılacak. Kısaca, merkezi otoriyeye karşı yerel otoriteler güçlendirilecek.
- 12 Eylül'de yurt dışına kaçarak vatandaşlığı kaybedenler, yurt dışındaki terör örgütü üyeleri, Mahmur terör kampındaki 11 bin militan Türkiye'ye dönebilecek. Örtülü af yoluyla '' taş atan çocuklar '' dahil hapishanelerdeki teröristler çıkarılacak, Kandil başta diğer ülkelerdeki bölücüler, teröristler gelebilecek. Köye dönüşler hızlandırılacak. Kısaca binlerce bölücü-militan yığınağı yapılacak.
- Siyasi partiler Kürtçe propaganda yapabilecek. TRT 6'dan sonra, rejimin temel kurumları partiler de Kürtçeyi kullanacak. Kısaca, devletin iki dilli olması için önemli bir adım daha atılacak.
- TCK 216 değiştirilerek, ifade özgürlüğünü genişletme bahanesiyle, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklılıkların kin ve düşmanlığa alenen tahriki suç sayılmayacak. Kısaca, ülkede iç çatışma ortamı oluşturulacak.
- Milli eğitim kanunu değiştirilerek, müfredata Kürt tarihi konacak, özel eğitim merkezleri açılacak, Kürtçe kurs merkezleri diğer dillerden eğitim verecek, Halk Eğitim Merkezlerinde Kürtçe okuma yazma öğretilecek, ilk ve orta öğretimde Kürtçe seçmeli ders olacak, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı bölümleri açılacak. Diyanet Kürtçe Kur'an-ı Kerim yazacak. Kısaca, yaygın bir öğretim kampanyasıyla, yerel lehçelerden-paralel bir dil inşa edilecek.
- Yer adları Kürtçe yapılacak, Diyarbakır Cezaevi, insan hakları ve işkence merkezi olacak. Kısaca coğrafyamız bölünecek.

Evet. Bir millet nasıl bölünür, bir egemenlik nasıl iki ortaklı yapılır, işte hikayesi...

Sadi Somuncuoğlu
Oct. 24
Önemli uyarılar..
(Haklı olarak zaman zaman kendimize hatırlatmamız gerek sanırım:)

1- Aklını kullan.

2- İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma.

3- Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma. Acı çeken sen olursun.

4- İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün.

5- Seni takmayanı sen hiç takma, konuşmayanla asla konuşma.

6- Güvenmediğin biriyle iş kurma.

7- Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme.

8- İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.

9- Kimseye yalvarma.

10- Asla dönüp de arkana bakma.

11- Sır tutmasını bil.

12- Dostlarının yeni tanıdığın birinden daha önemli olduğunu unutma. Onları asla yeni tanıdığın biri için satma.

13- Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı kendini üzme, sorun sen değilsin.

14- Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.

15- Kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla göz yaşı için asla yumuşama.

16- Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.

17- Seni dinleyip anlama niyeti olmayanlarla tartışma.

18- Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.

19- Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır verme.

20- Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle.

21- Kendini öven insanlardan kaç.

22- Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.

23- Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.

24- Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların öğütlerini göz ardı etme.

25- Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üstüne sıçrar.

26- Kendinin herkesten daha önemli olduğunu unutma.

27- Sen istemediğin sürece Allah’u-teala dışında kimsenin seni üzemeyeceğini ve sevindirmeyeceğini aklından çıkarma.

28- Göz yaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.

29- Sana bahşedilen zekâyı kullanmayarak Allah’u-tealaya isyan etme, Zekanı ve aklını kullanarak hayırlı bir kul ol.

30- Senin zekâna inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.

31- Kendini sev.

32- Alkol alan kişi ve kontrolünü yitirenlerle asla tartışma.

33- Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek olduğunu unutma.

34- Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakârlık yapma .

35- İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın insanların değerini bil.

36- Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat verme.

37- Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanılabilecek hiçbir koz verme.

39- İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.

40- Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.

Çok az şey ilk gördüğünüz anki kadar önemlidir..

Selam, sevgi, saygı ve dua ile, Allah’u-tealaya Emanet olasın.
Oct. 15
EYLÜLLERDE ÖLMEDİK

Bir leyli kadir de düşendin Allah için toprağa
Şu matemli kalbimden, o ülkücü şehide…
Saldırtmadım sağ iken o mübarek mabedine
Uzanan el kırılır bu kutsal dine
Yemin ettik ülküdaş, yolun yolumuz olsun
İmansız alçaklardan zafer kimin haddine ?
Bakma gözlerimize gözden değildir o yaş
Neden ağlayayım sen ölmedin ki ülküdaş !

Övmeyeceğim seni çünkü özgü az sana
Sanki bayrağım gibi boyandın bir al kana
“Düğün gecesi” demiş bu ölüme Mevlana
Bir leyli kadirde kavuştun sen Allah’ına
Omuzlarda gitse de al bayrakta ki naaş
Sana öldü diyemem sen ölmedin ki ülküdaş !
Seninle din yolunda olmuştuk yoldaş
Sen bizi geçtin ama biz yetişiriz ülküdaş !

Ne tez geldi yiğidin genç yaşta sana hazan
Şehide su ısıttı aklaştı kazan
Senin başucunda taş, bizim gözümüzde yaş
Sen borcunu ödedin, sıra bizde ülküdaş
Şimdi senin dinini bu emin eller bekler
Atom atsalar bile Yaratanı kim terk eder ?
Ama ne var ki böyle ürüyecek köpekler
Sen Şehit oldun yiğidim,onlar geberecekler…
Türk İslam senin başındaki taç
Kalplerde yaşıyorsun,ölmedin ki ülküdaş !
Sept. 12
DÜŞÜNDÜKÇE
Yavuz Bülent BÂKİLER
yavuzbulent.bakiler@tg.com.tr
30 Ağustos 2009 Pazar-Türkiye Gazetesi

Kürt konusunu üç devletle de görüşsek
Kürt konusu için İçişleri Bakanımız hem siyasî partilerimizin temsilcileriyle, hem de sivil teşkilatlarımızla görüşüyor. Bence bu çalışmalarda bir büyük noksanlık var: Konuya tam bir açıklık getirmek için, Sayın bakanımız, başta Ahmet Türk ve Emine Ayna olmak üzere, Demokratik Toplum Partisinin diğer ileri gelenlerini yanına alarak doğru Ermenistan’a gitmeli. Kürt isteklerini birer birer açıkladıktan sonra onlara sormalı:
-Sizin bu konuda geleceğe ait düşünceleriniz nedir?
Ermenistan Başbakanı, Cumhurbaşkanı diyeceklerdir ki:
-”Bu konuda, bizim gizlimiz - saklımız yoktur. Biz, bütün dünya milletleri önünde, görüşlerimizi çok kesin cümlelerle ortaya koyuyoruz. Öyle yuvarlak cümlelerle değil açık açık ortaya koyuyoruz:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu, işgâl edilmiş Ermeni toprağıdır. Büyük Ermenistan, Türkiye işgâlindeki 15 şehrin kurtarılmasından, Ermenistan’a katılmasından sonra kurulacaktır!”
-Bahsettiğiniz bu 15 şehri isim isim sayar mısınız?
-”Elbette: Ağrı - Kars - Van - Hakkâri - Siirt - Mardin - Urfa - Muş - Bitlis - Diyarbakır - Erzurum - Elazığ - Malatya - Sivas - Batman...
Bu şehirler, bizim topraklarımız üzerindedir. Kürtler, boşuna heveslenmesinler. O şehirleri kimselere bırakmayız!”
-Nüfusumuz 4 milyon, doğru. Ama bizim arkamızda koskoca bir Rusya var. Biz elli bin kişilik Rus ordusuyla birlikte, sekiz milyonluk Azerbaycan topraklarının %20’sini vurup almadık mı? Biz, Kürtlerle karşı karşıya kaldığımız zaman görürsünüz neticeyi!..”
Heyetimiz Ermenistan’dan ayrılıp, doğru İsrail’e gitmeli ve yetkililere sormalı:
-Siz bu Kürt meselesi için ne düşünüyorsunuz?
-”Bu konuda ne düşündüğümüzü, İsrail devletinin resmî bayrağıyla bütün dünya milletlerine ilan ettik. İşte, beyaz zeminli bayrağımızda iki mavi şerit var. Üstteki mavi şerit Fırat Nehrini, alttaki ise, Nil Nehrini temsil ediyor. Kürtler de, Ermeniler de boşuna heveslenmesinler. Çünkü Fırat’tan Nil Nehrine kadar olan topraklar, Tevrat’la bize vaat edilmiştir. Bizim Arz-ı Mevut dâvâmız dolayısıyla, Fırat’tan Nil’e kadar uzayan topraklar bizim müstakbel ülkemizdir. Oraları kimselere vermeyiz. Yahudi ırkından başka, oralarda kimseyi yaşatmayız!”
Heyetimiz İsrail’den ayrılıp, doğru ABD’ye uçmalı.
Adamlar bize mutlaka şöyle cevap vereceklerdir:
-”Yahu! Siz ne garip adamlarsınız? Bizim Büyük Ortadoğu Projemizi bilmiyor musunuz? (BOP). Haydi sağır kulaklarınıza bir daha bağıralım: Bizim gelecekteki Büyük Orta Doğu projemizde, ne Kürdistan, ne Ermenistan vardır. Biz orada sadece büyük İsrail devletini düşünüyoruz, İsrail’i, İsrail’i! Anladınız mı?

Amerikadan Mektup
Ayşe Göktürk Tunceroğlu
ayse.tunceroglu@tg.com.tr
31 Ağustos 2009 Pazartesi
Türkiye Gazetesi

Benim de söyleyecek bir şeyim var
Ortada savrulan kelimeler iki gruba ayrılıyor:
1-Hain, hıyanet, ihanet, namert, namussuz, haysiyetsiz, şerefsiz, alçak...
2-Kardeşlik, sevgi, birlik, dirlik, beraberlik, gözyaşı, huzur, barış...
Arada kaldık! Konuşanlar, yazanlar demokratik açılım diyorlar, kendini ifade edebilmek diyorlar, kimliğin tanınması diyorlar, kültürel haklar diyorlar, özgürlük diyorlar...
Yuvarlak lâflar... Mücerred ifadeler, isterseniz “soyut” deyin... “Açın şu ifadeleri” diyor sunucular da, seyirciler de, dinleyiciler de, yazarlar da, okuyucular da. “Sıralayın isteklerinizi, madde madde söyleyin.” Karşılıklı bir ağız dalaşı... Derken tam söyleyeceklerinde, tam müşahhasa, somuta geçeceklerinde programlar sona eriyor, sütunlar doluyor. Yine kalıyoruz baş başa: Demokratik açılım, kendini ifade edebilmek, kimliğin tanınması, kültürel haklar, Kürtlerin özgürleşmesi...
Anlamıyorum. Ülkede bir demokrasi eksikliği varsa bütün ülkede vardır. Doğu’ya, Batı’ya, Güney’e, Kuzey’e ayrı hukuklar mı uygulanıyor?
Kürt vatandaşlarımızın eksikliğini çektikleri nedir? “Ekonomik kalkınma, gençlere iş, evlere aş...” demeyin. Yani PKK yıllardır bunun için mi kan döküyor? Bu mesele başka bölgelerimizde de var ve ülkenin top yekun kalkınma meselesi. Güneydoğu’da seyahat özgürlüğü mü kısıtlı, başka bir yere yerleşme özgürlüğü mü? Hayır. En batı şehirlerimizde bile sere serpe yerleşmişler, iş kurmuşlardır. Okuma, yazma özgürlüğü mü yok? Hayır, var. Üniversiteye giriş formları doldurulurken etnik köken hânesi var da, oraya “Kürt” yazılınca bazı okullara alınmıyorlar mı? Hayır, öyle bir şey yok! “Üniversiteye girmeleri kolay değil ki, eğitimde fırsat eşitliği mi var?” derseniz, devlet okullarının durumu hiçbir yerde iç açıcı değil! İstanbul’un varoşlarındaki 60 kişilik sınıfta da kaliteli eğitim yok. Bu Kürt meselesi değil, memleketin eğitim meselesi. Yani PKK bu eğitim meselesini halletmek için mi yıllardır kan döküyor? Kürt asıllı vatandaşlarımız memur, bürokrat, milletvekili, bakan, tüccar, sanayici, gazeteci, sanatçı... olamıyor mu? Oluyor. Batı’da olup da Doğu’da olmayan nedir? Doğu’nun iki dezavantajı var: Kışların çok soğuk geçtiği iklim, bir de feodal yapı.
“Muhatabımız İmralı’daki adam değil” deniyor. Ama muhatap alınan parti öyle demiyor. Terör örgütünün başı muhatap alınmalıdır diye bağırıyorlar. Bunu bağırıp duranlarla nasıl, nereye açılacağız? Yol haritası oradan geliyor! O haritada terör örgütünün tasfiyesi yok, terörist kelimesi bile yok! Bedeli ne olursa olsun... İyi de, bedelini ya bütün memleket öderse?
Sept. 1
BERAT KANDİL DUASI

Ey!bu sonsuz alemleri,bir zerreden var eden,
Ey!bu sonsuz nimetleri,kullarına yar eden,
Bizlere cenneti canan,cehennemi nar eden,
Rahman olan,Rahim olan,bağışlayan RABBİM!

Bu gün biz,tevbe ettik,nice gurur kibirden,
Husumetten dargınlıktan,zorbalık ve cebirden
Er geç sana gelmek için,geçeceğiz kabirden.
Bize kabir azabını,gösterme hiç YA RABBİ!

Ataların emaneti,bu mübarek Vatanı,
Vatan için ŞEHİT düşüp,kucağında yatanı,
O mukaddes kışlalarda eli silah tutanı
Düşmanların şerlerinden,emin eyle YA RABBİ!

Kahraman Türk Milletini,türlü iftiralardan,
Hürriyete kasteden,çağ dışı belalardan,
Asil Türk Gençliğini,sapık maceralardan,
Anarşiden,inifaktan emin eyle YA RABBİ!

Koru bizi huzuruna kul hakkıyla gelmekten,
Nefsimizin batağına,aklımızı çelmekten,
Koru bizi,Kelime-i Şahadetsiz ölmekten,
Hesap günü,cümlemize,müjdeler ver YA RABBİ!

Senden şifa bekleyen,nice hasta kullara,
Acılarla kıvranan,yetimlere,dullara,
Yurt dışında,ALLAH adı yasaklanmış dillere,
Bunca yükü taşıyacak,sabırlar ver YA RABBİ!

Müşriklerden sığındık,biz iman siperine,
Sabrı silah eyledik,şeytanların şerrine,
Bu dünyada şan,şöhretin,saltanatın yerine,
Son nefeste,bize iman serveti ver YA RABBİ!

Senin yüce kelamını,baş tacı edenlere,
Ve HAZRETİ MUHAMMED,in izinden gidenlere,
Şu anda huzurunda,el açan bedenlere,
Cennet anahtarlarını,ihsan eyle YA RABBİ!.AMİN..
Aug. 3
Gül ki hayatta sana gülsün, üzülme seni üzenler üzülsün, kaybettiklerini düşünme seni kaybedenler düşünsün, mutluluğu hak eden gözlerin hep ama hep gülsün, Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakışınız kadar güzel, umudunuz yarın kadar yakın, yarınınız aşkınız kadar mutlu, aşkınız Miraç kadar mukaddes, dualarınız istediğiniz gibi makbul olsun. Selam, sevgi, saygı ve dua ile, Allah’u-tealaya Emanet olasın. Mübarek Üç aylar; İslam Alemine hayırlara, barışa ve huzura vesile olmasını Allah’u-tealadan diliyorum. Rabbim bu mübarek günler ve gecelerin hatırana iki cihan saadeti nasip etsin sana, dualarınızda olmak üzere inşallah’u-teala..
July 29
yunus bayrakwrote:
ben yunus beni ekle.yunusbayrak80@hotmail.com eke görüşelim sadece sohbet din hakkında seviyeli sekilde.
June 19
Asya6666 .wrote:
Hadis için Teşekkürler Dadaş.:)bu gün sağımdan kalktım dalasıcak vaktim yok acısını sonra çıkartırım merak etmeyin ..Zikir Nurun Zuhuru.Peyganber efendimiz (s.a.v) buyurdu."Herşeyin bir cilası vardır,kalblerin cilası zikrullahtır".Kalb aynası Lailahe illallah zikriyle cilalanınca bulanıklıktan masiva pasından temizlenir. Böyle saf kalbe gayb nurları akseder.Bundan önce hiç görmediği hayal etmediği şeyler açığa çıkar.İnsanın suuru ölüm sırasında dünye islerinden kopup kesildiğinde hayatında görmediği şeyleri görür. Gözünden perde kalkar ama bu kesif faydasızdır.Eğer bunda bir fayda olaydı enbiya ve evliya zahmet çekip Hakkalyakin talep etmezlerdi"Sekaret anında yahut ahirette perdeler açılır"derlerdi.O yüzden çalıski önceden keşif elde edesin, gönül gözü açıklardan olasın.ALLAHA EMANET OL KARDEŞ ESİNLE BALALARINLA MUTLU KAL RAHİMİ SILAN BOL OLSUN
June 17
(KIRK HADİS)

1-) Kim benim sünnetimi diriltirse (ihya eder ve yaşamında tatbik ederse) beni sevmiş olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir.

2-) Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmiş olur.

3-) Sizden birinizin,arzusu benim getirdiğim (Kuran’a Şeriat)a uymadıkça kamil imanla iman etmiş olamaz.

4-) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Ben kendisine babasından ve çocuğundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmiş olmaz.

5-) Gerçek Müslüman,Müslümanların elinden ve dilinden güven içinde olduğu kimsedir. Gerçek muhacir ise Allah'ın yasaklarını tekkeden kimsedir.

6-) Bildiği ile amel eden kişiye Allah bilmediği ilimlerin bilgisine varis kılar.

7-) Kardeşini bir günahından dolayı ayıplayan kişi, günahı işlemedikçe ölmez.

8-) İslam'ın düğmeleri düğme düğme çözülecek (Şeriatın emirleri tek tek terk edilecek). Her düğme çözüldükçe insanlar onu takibenden düğmeyi çözmeye teşebbüs edecekler. Bu çözülen düğmelerin ilki idari konular, Sonuncusu da namazdır.

9-)Sizden kim(Şeriata uymayan)bir kötü iş görürse onu eliyle düzeltsin, buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle düzeltsin. Bu sonuncusu ise imanın en zayıf mertebesidir.

10-) Cihat, kıyamet gününe kadar geçerli bir emirdir.

11-) Kim gaz yapmadan ve içinde gaza yapma isteğini konuşturmadan ölürse, münafıklıktan bir çeşit üzere olur.

12-) Cihadın en faziletlisi zalim sultan katında hakki söylemektir.

13-) Rabbini gazablandıracak bir meselede sultanı hoşnut eden (etmeye çalışan) Allah'ın dininden çıkmış olur.

14-) Cennet (nefse ağır geldiği için) hoşlanılmayan şeylerle, cehennemde şehvete hitap eden şeylerle kuşatılmıştır.

15-) İslam'ın dışında bir millet üzerine yemin eden, söylediği gibidir. (Onlardandır)

16-) Amellerin en hayırlısı sevdiğini ALLAH için sevmek bu gözettiğine de ALLAH için gözetmektir.

17-) Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o onlardandır.

18-) Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler,vaat verdiğinde yerine getirmez, emanet olunduğunda hainlik eder.

19-) Kişi din kardeşine kafirlik isnat ederse, bu isnat ikisinden birine döner.

20-) Kim bir hayırlı işi yapmaya yönelirse,onu yapan kadar mükafat alır.

21-) Arzusu ve hedefi ALLAH’TAN başka şey olarak sabahlayan ALLAH(ın kulların) dan değildir. Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen de onlardan değildir.

22-) Rab olarak Allah'a, din olarak İslam’a, peygamber olarak Muhammed (s.a.v)e razı olan kişi imanın tadını tatmış demektir.

23-) İslam cemaatinden bir karış da olsa ayrılan, boynundan İslam bağını çözmüş demektir.

24-) İş ehil olmayana verildiğinde kıyameti bekle.

25-) Akıllı kişi nefsine hakim olup ölümden sonrası için iş yapandır. Aciz(akılsız) kişi ise nefsini arzularına tabi kılıp sonrada Allah'a karşı Temennide bulunandır.

26-) Emirleriniz hayırlılarınız,zenginleriniz hoşgörülüleriniz, eşleriniz aranızda danışmayla olduğunda yerin üstü sizin için yerin altından daha hayırlıdır. Ama emirleriniz şerlileriniz, zenginleriniz cimrileriniz, eşleriniz kadınlarınızın elinde olduğunda yerin altı sizin için yerin üstünden daha hayırlıdır.

27-)Kendimden sonra erkekler için kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım.

28-) Sözlerin en doğrusu Allah'ın kitabıdır. Hayat tarzlarının en güzeli Muhammed(s.a.v)in hayat tarzıdır. İşlerin en şerlileri sonradan uyduranlardır. Her sonradan uydurulan şey bid'attır. Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık ta Cehennem'dedir.

29-)Fitne döneminde ibadete sarılmak,bana hicret etmek gibidir.

30-) Ümmetimden bir takım kimseler, ismini değiştirerek şarabı(alkollü içecekleri) içerler. Bu esnada başkaları ucunda (yanlarında) çalgılar çalınacak ve şarkıcı kadınlar olacak. İşte onun için Allah onları yere batıracak ve aralarından bazılarının şekli maymun'a ve domuz'a çevrilecek.

31-) Şüphesiz ki benden sonra ümmetimden Kur'an-ı Kerim'i okuyan bir kısım insanlar olacak. Fakat onların okuduğu boğazlarını geçmeyecek. Onlar tıpkı okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar, sonra da tekrar ona dönmeyecekler. O kimseler,insanların ve hayvanların en şerlileri (kötüleri)dir.

32-)Kalbinden tam bir sadakatle Allah 'tan başka ilah olmadığının ve Muhammed 'in de Allah'ın resulü olduğuna şahadet eden bir kimseyi Allah,cehennem ateşine haram kılar.

33-) Kim itaatten bir el kadar ayrılırsa,kıyamet gününde Allah'ın huzuruna lehinde hiç bir delili olmadığı halde kavuşur. Kim de boynunda (halifeye) beyat olmadığı halde ölürse cahilliye ölümüyle ölmüş olur.

34-) Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen, ya da seven ol! Bunların dışında bir beşincisi olma;helak olursun. Beşincisi ise, ilme ve ilim ehline buğzetmendir.

35-) Allah kadın kıyafetini giyen erkeğe ve erkek kılığına giren kadına lanet etsin.

36-) Allah'a isyan olan bir hususta kimseye hiç bir itaat yoktur. İtaat ancak marufta (ser'i ölçüler içerisinde)dir.

37-) Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık için savaşan bizden değildir. Irkçılık üzere ölen de bizden(Müslümanlardan) değildir.

38-) Kişi arkadaşının dini üzeredir. O halde sizden birisi kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin. Kişi sevdiği ile beraber(hasrolunacaktır)dır.

39-) Ümmetim dinar ve derhemi(parayı, maddi varlıkları) yücelttiği zaman onlardan islam'ın heybeti kaldırılır. İyilikle emretmeyi terk ettikleri zaman da vahyin bereketinden mahrum kılınırlar.

40-) İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, onlar arasında dini konusunda(yapılan saldırılara) sabırla karşı koyan, kor parçasını avuçlayan gibi olacak..
June 17
Dört İşlem İnsan
Kendini kendinle topla:
Herkes biliyor ki: Herkes için her şey olamazsın. Her şeyi bir anda yapamazsın. Her şeyi mükemmel yapamazsın. Her şeyi herkesten iyi yapamazsın. Sen de herkes gibi bir insansın.
Öyleyse:
En azından, birisi için önemli bir şey ol. Bir anda sadece bir şey yap. Bir şeyleri hep eksik bırakacağını hatırla. Bir şeyi herkesten iyi yapmaya bak. Böylece hiç kimsenin “senin gibi” olamadığını gör. Herkesin herkes gibi olmaya çalıştığı yerde, sen “sen” ol, böylece herkesten daha iyi ol.

Kendini kendinden çıkar:
Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Yaşın kaç ise, bir o kadar rakamı yaşından çıkar ki geriye sıfır kalsın. Hayata başladığın güne git. Doğduğun gün ağzından çıkan ilk çığlığı hatırla. Şu anda yaşadığın şehirde bir günde yüzlerce, binlerce bebek doğuyor. Hepsi de bir çığlıkla karışıyorlar hayata. Kendine bir sor; onların doğması ne kadar umurunda? Ne kadar önemsiyorsun uğramadığın bir yerde, tanımadığın bir kadının tanımadığın/tanımayacağın bir bebeği doğurmasını? Doğduğu gün işte sen de böylesine umursanmaz biriydin. Şükür ki yanı başında annen baban vardı da, dünyaya ilk acemi bakışlarına şefkatli bakışlarıyla karşılık verdiler. Elinden tuttular, ninni söylediler, büyüttüler, beslediler seni.
Seni önemli kılan onların sevgisiydi. O sıralar seni ne kimse tanıyordu, ne kimse önemsiyordu, ne de hiç kimse düşünüyordu. Seni önemseyenler, üstünde hiçbir şey olmadığı halde önemsiyordu seni. Seni sadece sen olduğun için seviyorlardı.

İstersen doğduğun günden biraz daha geriye gidelim. Birkaç ay daha geriye.. O zamanlar annenin karnında karanlıklar içindeydin. Sadece onun fark ettiği, onun hissettiği biriydin. Oracıkta kala kalsaydın ya da hiç çıkamasaydın, kimse önemsemeyecekti seni. Bildiğin bütün markalar seni hesaba katmadan satmaya devam edecekti, sevdiğin bütün reklâmlar seni düşünmeden oynayıp duracaktı.

Bir de şöyle düşün: Sen “içerideyken” henüz gözlerin tamamlanmamıştı; gözlerinin olmadığını gören, gözlerinin olması gerektiğini düşünen, gözlerini olması gerektiği gibi olması gereken yere koyan ne annendi, ne babandı, ne de kendindin. Sana sorulmuş olsaydı, henüz ışığı bile tanımadığın için gözlerine ihtiyacın olmadığını söylerdin. Sana sorulmuş olsaydı, henüz yolları, bahçeleri, kaldırımları, vitrinleri görmediğin için ayaklarıma gerek yok derdin. Belki ellerini bile istemeyecektin. Belki yüzünü bile gereksiz görecektin. Şimdi bir düşün seni önemli kılan, gözlerinin önüne taktığın gözlük mü, ayaklarına geçirdiğin ayakkabı mı, ellerine taktığın eldiven mi, boynuna doladığın atkı mı?
Birkaç ay daha geriye gidelim. Henüz iki hücreden ibaretsin. Annen bile farkında değil varlığının. İki hücre hâlâ daha nasıl olduğunu anlayamadığımız bir hızla, olağanüstü bir düzenle çoğalıp ayrışmasaydı da, anne rahminden düşüverseydin kimse fark etmeyecekti seni, kimsenin fark ettiği biri olmayacaktın. Hatta bir adın bile olmayacaktı.

Hiç doğmasaydın, şu an aramızdan eksik olacaktın. Ama eksikliğini bile fark etmeyecektik. Örneğin “Mehmet şimdi burada olsaydı!” bile diyemeyecekti annen baban ve sınıf arkadaşların. Çünkü olmayacaktın ve olmadığın için de olmadığın fark edilmeyecekti. Örneğin “Sümeyye seni ne kadar özledim!” diyen bir arkadaşın olmayacaktı. Çünkü hepten eksik olduğun için arkadaşın eksikliğini çekmeyecekti.

Senin anlayacağın hiç var olmamak ölmekten beterdir. Öldüğünde hiç olmazsa, ardın sıra ağlayanların olur, eksikliğini çekenler olur, özleyenlerin olur. Ama hiç yaşamadığında, hesaba katılmazsın, sözün bile edilmez.

İşte şimdi hesabını yeniden yap; kendini kendinden çıkar. Geriye sıfır kaldığında, yani sen adı bile olmayan bir hücre topluluğu olduğunda seni önemseyen kim olabilir? Tanıdıkların içinde öyle biri var mı? Sevdiklerin arasında seni hiç yokken seven biri var mı? Örneğin, yüzün ortada bile değilken yüzünü özleyen biri var mı?

Nasıl olabilir ki? Seni en çok sevenler bile seni sen var olduğun için sevdi. Şimdi sen, seni sen yokken bile seven birini düşünmek istemez misin? Seni sen var olduğun içen sevenleri hatırladığın kadar, seni sevdiği için var edeni hatırlamak istemez misin?

Kendini kendinle çarp:
Bu sabah aynaya bir bak. Bakalım kimi göreceksin. Elbette yeryüzündeki bütün insanlara benzeyen bir insan yüzü. Kaşları, gözleri, yüzü, burnu, kulakları, saçları ile sen de herkes gibi bir insansın. Ama aynada herhangi bir insanı görüyor değilsin. Kendini görüyorsun. Tümüyle sana özel, sadece senin için yaratılmış bir yüz görüyorsun. Yani senin yüzün gibi başka bir yüz yok. Onun için yüzüne bakanlar seni, sadece seni görüyorlar. Seni tanıyanlar yüzünden tanır, sevenler yüzünü sever. Herkese benzeyen birini değil. Bütün zamanlarda, senin yüzün gibi bir yüz olmadı, senin yüzün gibi bir yüz olmayacak.

Şimdi tekrar düşün. Sen, en azından yüzüne bakarak anlayabileceğin gibi, seni yaratan için bir tanesin, biriciksin, çok özelsin. Aynaya bakıp yüzünü gördüğünde, hep bunu hatırla. Sen hayran olduğun birilerine benzediğin için önemli değilsin. Sen şarkılarını severek dinlediğin şarkıcı gibi konuştuğun için özel değilsin. Sen giydiğin ayakkabı sayesinde, tuttuğun takımın başarıları yüzünden, tişörtünün üzerinde yazan marka için biricik değilsin. Sen, sadece “Sen” olduğun için önemlisin. Seni biricik, bir tanecik ve özel olarak yaratan, yaşatan bir Yaratıcı seni önemsediği için önemlisin.

Kendini kendine böl :
Etrafına bir bak. Ne kadar çok insan ne kadar çok şey peşinde koşuyor. Çok para, çok mal, çok yer, çok iş, çok yemek, çok araba, çok tatil, çok çok… Ne kadar telaşla yaşıyorlar. Herkesin çok acelesi var, çok telaş içindeler, çok koşturuyorlar, hep bir yerlere yetişmek istiyorlar. Durup kalsalar kaybedecekler sanki. Koşturmasalar ellerindekileri düşürecekler gibi.

Şimdi bir de kendine bak. En çok ne mutlu ediyor seni? Kimler sana gerçek dostluk yüzü gösteriyor? Kaç sahici arkadaşın var? Kaç sırdaşın var? Çok az şey mutlu ediyor seni. Dostların pek az. Arkadaşlarının ve sırdaşlarının sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Bazen sadece nefes almak seni mutlu etmeye yetiyor. Özlediğin bir dostunu görmek, özlediğin bir sahilde yürümek, sevdiğin bir yiyeceği yemek, sevdiğinin iki gözünün içine içine bakmak mutlu ediyor seni. Hepsi az şeyler.. Çok az şeyler…

Şimdi geri dön. Dur ve yeniden bak. Meydanlarda koşturan insanların aradıklarını bir düşün. Merdivenleri telaş içinde tırmanan, otoyolları son hızla tüketen kalabalıkların neyin peşinde olduğunu düşünmeye çalış. Aslında onların çoğu senin çoktan bulduğun çok az şeyin peşinde. Ama çok koşturdukları için bir türlü durup kendilerine soramıyorlar. Yazık ki aradıklarını sandıkları şeyi bulduklarında da tanımayacaklar.

Sen senin için önemlisin. Biricik olduğun için önemlisin. Kendini başkalarıyla kıyaslamayı bırak. Kendini kendinle kıyasla. Kendini başkalarının yaşadıkları ile tanımlamak yerine kendi yaşamınla tanımla. İçinde başkasının plağı çalmasın. Kendi sesinle konuş. Kendi yüzünle bak hayata. Kendini önemli bilerek yürü sokaklarda.

Nefes alıp verebildiğin için, güneşe çıplak gözle bakabildiğin için, rüzgârı hissedebildiğin için mühimsin. Yaratıldığın için önemlisin. Kendini kendine bölersen, eline tam tamına bir geçecek. Ne yarımsın, ne eksiksin, ne de kimselerin seni tamamlamasına ihtiyacın var. Sen mühimsin.

Seni sevenler sen varolduktan sonra sevdi. Seni sevenler için önce varolman gerekliydi! Yoksa nasıl severlerdi? Sen yoktun, seni sevenler yoktu. Sen kendi yokluğunun farkında değildin! Rabbin seni yoklukta buldu,seni yoktan var etti. Seni hiç yokken sevdi, seni sevdiği için var etti!!! Başkaları ise seni varolduğun için sevdi!!! Rabbin seni şartsız sevdi! Seni sevmesi için varolman bile gerekmedi, Seni Sevene Sevdirtene emanet olasın..
June 11
ecidal .wrote:

İyi Niyetli ve Güzel Düşünceli Olmak
Hüsn-ü zan, yani iyi niyetli ve güzel düşünceli olma insanın iç güzelliğini ve hayırhahlığının bir göstergesidir. Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Şu üç özelliği taşıyan müslümanın kalbinde hıyanet ve kin bulunmaz: Allah için ihlaslı amel, bütün Müslümanlara karşı iyi niyetli ve nasihatçı olma ve fikir ve amelde Müslümanlarla birlik olma.”

Müslüman, insanlar hakkında zahirde görecekleri ile hükmetmeli: zan, şüphe, dedikodu ve evham ile başkalarına iftiradan uzak durmalıdır.

İnsanların gizli şeylerini ortaya çıkarmak, özel işlerine burnunu sokmak ve namusları hakkında ileri geri konuşmak müslümanın ahlaki vasıflarından değildir. Ancak Müslüman zahirde gördüğü ile amal eder. Ne gördü ise onu söyler. Şüphe ve zan ile hükmetmez.

Müslüman başkalarının aleyhinde konuşmaz. Zira kalben inanır ki konuştuğu her kelime bir melek tarafından kaydedilmekte, her hareketi yazılmaktadır.





بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
" Mü’minler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. Onlar ki zekatı öderler. Onlar ki ırzlarını korurlar.

"Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

(Mü’minûn 23/1-5)

selam ve dua ıle kardesım
June 9
ecidal .wrote:
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)


Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Nefsim yed-i kudretinde olan zata yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!"

Müslim İman 93 (54); Ebu Davud Edeb 142 (5193); Tirmizi İsti'zan 1 (2589).

SELAM VE DUA İLE
June 8
HALİMİZ......

Nedir Allah’ım, nedir, bu diyarın şu hali?
Bezginlikten ruhunu kaybetmiş bir ahali;

Ve bir mecnun idare tamda hastanelik...
Öyle davranışlar ki, destanlık, efsanelik...

Ne bilgi, ne düşünce, ne gelenek, ne nizam;
Anladıkları tek şey zam ve zam üstüne zam.

Binada mukavemet hesabı var, bilmezler;
Önün uçurum dersin, eğil bak; eğilmezler.

Resmî geliri dörtse, gideri kırk, aile...
Ahlâki-iktisadî, bu ne biçim haile?

İş mi; kullanılamaz insan gücünü ihraç!
Millî aczi satarak elde edilen haraç..

Bu iş, gâvurdan, milli acze kira istemek;
Ben bir beygir gücüyüm, onu sen kullan demek!...

Üstelik gelen para küflendikçe kasada;
Bataklıkla kuraklık, yan yana piyasada.

Habire enflâsyonla sağlanan ödemeler
Ve üstelik bu vatan kalkınıyor demeler...

Bir deli ki, avlanır, güya çıkarken ava;
Ağız yolunu bilmez, kaşık çalar pilâva.

Hepsinden baskını şu; Particilik gayreti!
Kahramanları sahte, dünyaları iğreti.

Alternatif, paralel, boş kelimelerden sis;
Hepsinde "ben" davası; aşk ölü, vicdan hasis.

Mehmetçiğin sırtından birbirini gammazlar;
Kıbrıs'ta köprü kurar, hükümet kuramazlar!

Kurt, kuzu ve ot nasıl geçirilir karşıya?
Oy boncuğu sürmenin tam zamanı, çarsıya!

Bütün hesapları bu, bütün kaygıları bu!...
Ve rejim ellerinde el sürülmez tabu.

Örterler de toprak saçıp, köpek, kazuratını,
Gezdirir mini etek köpeklik beratını.

İslâm’a serbest olan, camilerde mahpusluk;
İman, fikir, ruh, lisan, suyu kesilmiş musluk.

Kalpleri dinler sağır, kılavuzluk eder kör;
Dindara çağ dışı der, çağı bilmez profesör...

Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim...
Ya bunlar Türkçe değil yahut ben Türk değilim!

Oysa halis Türk benim, bunlar işgalcilerim;
Allah’u-teala Türk’e acısın, yalnız bunu dilerim.

NECİP FAZIL KISAKÜREK

June 4
GENÇLİĞE HİTABE
Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! Şuurunda bir gençlik...
Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk iki buçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hâkimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını da, Allahın Kur’an’ında bel hum adal dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türkü madde planında kurtardıktan sonra ruh planında helak edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devreleri yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik...
Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün dikeyleri yatay hale getirecek bir nida kopararak Mukaddes emaneti ne yaptınız? Diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Dininin, dilinin, beynin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik
Halka değil Hakk’ ka inanan, meclisinin duvarında Hâkimiyet HAKK’ kındır düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti HAKK’ ka kölelikte Bulan bir gençlik...
Emekçiye benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın! Ama sen de,
Zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine Hakk’ı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın! Kapitaliste ise: ALLAH buyruğunu ve Resul ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! ihtiharını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik...
Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan, bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşu arayan... Batı adamının bulamadığını, Türkün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta Batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını çözecek ve her sistem ve mezhep, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin İslam’da olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslam âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...
Kim var? Diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert ’ Ben varım! ‘ cevabını verici, her ferdi’ Benim olmadığım yerde kimse yoktur! ‘ duygusuna sahip bir dava ahlakını pırıldatıcı
bir gençlik...
Can taşıma liyakatini, canların canı uğruna can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...
Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik...
Bu gün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şehri, müzahrefat kanalı sokağı, fuhuş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hâsılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve temmiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecek ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...
Annesi, babası, ninesi, dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara; siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanlarısınız! Gerçek Müslüman olsaydınız bu hallerden hiç biri başınıza gelmezdi! Diyecek ve gerçek Müslümanlığın ne idiğünü ve nasılını gösterecek bir gençlik...
Tek cümleyle Allah’ın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı sevgilisinin âlemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, ondan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve O’nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye layık görecek bir gençlik...
Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrim baz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah’a hamd etme makamındayım.
Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim, manevi babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını da gediğine koymandır. Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes!
Ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es!
Allah’ın selamı üzerine olsun!
Üstadımız Necip Fazıl Kısakürek

SAKARYA TÜRKÜSÜ

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

Üstadımız Necip Fazıl Kısakürek
May 27
SAKARYA TÜRKÜSÜ

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

Üstadımız Necip Fazıl Kısakürek
May 27
senin ğaçtane msn nen var
şimdide asya diye karşıma
May 22

Hayat Nedir Anne?
benim hiç sapanım olmadı anne,
ne kuşları vurdum,
ne de kimsenin camını kırdım...
çok uslu bir çocuk değildim ama,
seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım.
ben hayatım boyunca
bir tek kendimi vurdum! ..

suskun görünsem de,
fırtınalı ve mağrurdum anne.
bir mızrak gibi,
aynada hep dik durdum anne! ..
ben sana hiç bir gün laf getirmedim,
leke sürmedim.
ama göğsümü çok hırpaladım,
kalbimi çok yordum...
ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ...

benim hiç sevgilim olmadı anne,
ne bir yuva kurdum,
ne bir gün şansım güldü...
öpemeden bir bebeğin gidişini,
tükendi gitti çağım...
kimi yürekten sevdiysem,
yüreğini başkasına böldü...
bir muhabbet kuşum vardı,
o da yalnızlıktan öldü...

sen beni göğsünde
hep acılarla mı soğurdun anne?
yoksa evlat diye,
koca bir taş mı doğurdun anne?
eziyet degilim, zahmet değilim,
musibet hiç değilim;
bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
doğurdun da beni,
ne ile yoğurdun anne?

benim hiç hayalim olmadı anne...
ne seni rahat ettirdim,
ne kendim ettim rahat...
BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT!
kaybolmuş bir anahtar kadar
sahipsizim anne...
ne omuzumda bir dost eli,
ne saçımda bir şefkat...

say ki yollardan akan,
şu faydasız çamurdum anne...
say ki ıslanmaktım, üşümektim,
say ki yağmurdum anne!
bunca yıldır gözyaşlarını,
hangi denizlere sakladın?
oy ben öleyim,
SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE? ? ?


Yusuf Hayaloğlu
May 9

Hamdolsun alemlerin Rabbi olan Allah'a!
Hamdolsun Rahman olana, Rahim olana!
Hamdolsun kendisinden başka ilah olmayana
Hamdolsun hakimiyette ortağı bulunmayana
Hamdolsun, bizleri yoktan var edene, yeryüzünde halife kılana
Hamdolsun Rasûller gönderene, kitaplar indirene!
Ve... Selam olsun gönderilen bütün Rasûllere!
Selam olsun, bizlere Allah'ın âyetlerini okuyan, kitabı ve hikmeti öğreten kutlu elçilere!
Selam olsun, kalplerimizi, beyinlerimizi her türlü pislikten arındıranlara!
Selam olsun, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için çırpınıp duranlara!
Selam olsun, insanları insanlara kulluktan kurtarıp, Allah'a kul yapanlara!
Selam olsun, nemrudların, firavunların yakasından yapışanlara!
Selam olsun, tağutlarla nasıl mücadele edileceğini bizzat gösterenlere!
Selam olsun, Rablığa kalkışan, İlahlığa yeltenenlere haddini bildirenlere!
Selam olsun Adem'e,
Selam olsun Nuh'a
Selamun ala Nuhin fil alemîn
Selamün ala İbrahim
Selamün ala Musa ve Harun
Selamün ala İlyasîn
Selam olsun İshak'a, Ya'kub'a,
Selam olsun güzel yüzlü Yusuf'a
Selam olsun Davud'a ve Süleyman'a
Selam olsun aziz şehid Yahya'ya, Zekeriyya'ya!
Selam olsun Meryem oğlu İsa'ya
Ve... Selam olsun Allah'ın son Rasulüne!
Selam olsun dünya kuruldu kurulalı beklenene!
Selam olsun ümmetten ümmete anlatılan, anlatılan ve yolu gözlenene!
Selam olsun İbrahim'in duasına,
Selam olsun İsa'nın müjdesine,
Selam olsun Amine'nin rüyasına!
Selam olsun mazlumların sahibine,
Selam olsun kimsesizlerin kimsesine,
Selam olsun garipleri, mustazafları kanatları altında toplayana!
Selam olsun Bilal'in arkadaşına,
Selam olsun Ammar'ın arkadaşına,
Selam olsun Selman'ın arkadaşına!
Selam olsun, bir yere giderken yerine İbn Ümmü Mektum'u vekil bırakana
Selam olsun evinde peş peşe iki gün doyasıya buğday ekmeği yenmeyene!
Selam olsun vücudunda dalga dalga hasır izleri olana!
Selam olsun, elinde veya evinde bulunanı dağıtmadan gözüne bir türlü uyku girmeyene!
Selam olsun Allah davetçisine,
Selam olsun ışıl ışıl aydınlık saçan 'Sirac-ı Münîr'e!'
Selam olsun, hüzünlenince "vela yahzünke-üzülme!" diye Allah'ın teselli buyurduğuna!
Selam olsun Rabbin terbiye ettiğine, hem de öylesine güzel terbiye ettiğine!
Selam olsun güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilene!
Selam olsun ahlâkı Kur'an olana, hayatı Kur'an olana!
Selam olsun, yüzü bir genç kızdan daha çabuk kızarana!
Selam olsun kendisine uyulmaktan başka çıkar yol olmayana!
Selam olsun kendisine yaklaşıldıkça Allah'a yaklaşılmış olana!
Selam olsun yeryüzünde en çok sevilene!
Selam olsun aşkın ve muhabbetin kaynağına!
Selam olsun, hayatın kendisiyle anlam kazandığına!
Selam olsun Medine'nin bağrına bastığına!
Selam olsun Hatice'nin, Aişe'nin yârine.
Selam olsun Zeyneb'in, Ümmügülsüm'ün ve Rukiyye'nin babasına.
Ve selam olsun Fatıma'nın babasına!
Selam olsun Hasan'ın dedesine, Hüseyin'in dedesine!
Selam olsun Üsame'yi bunlardan hiç ayırmayana!
Selam olsun yeryüzü kendisine mescid kılınana!
Selam olsun, korkusu düşmanlarının kalbine bir aylık yoldan salınana!
Selam olsun, öfkelenince alnının ortasında bir damar kabarana
Selam olsun, gördüğü bir haksızlıktan dolayı derhal ayağa kalkana ve o haksızlığı gidermeden oturmayana
Selam olsun, kıyamete yakın elinde kılıcıyla gönderilene!
Selam olsun, rızkı mızrağının ucunda kılınana!
Selam olsun, seyyidel evvelin vel ahirîn olana!
Ve selam olsun o Rasûlün günümüzdeki sevdalılarına!
Selam olsun o Rasûlün günümüzdeki şahitlerine, vahyin şahitlerine, Hakkın şahitlerine!
Selam olsun, peygambersiz geçecek bütün zamanların Allah'ın yeryüzündeki şahitlerine!
Selam olsun, Muhammed Aleyhisselam ile gönderilen nûru bugüne yansıtanlara!
Selam olsun, yurtlarını, yuvalarını Muhammedî nur ile aydınlatanlara!
Selam olsun hayatın bütün alanlarına, zamanın bütün dilimlerine Muhammedî nuru taşıyanlara!
Selam olsun, gündemleri her daim İslam olanlara, İslamsız edemeyenlere!
Selam olsun, hep İslam'ın sancısıyla kıvranıp, Müslümanların derdiyle dertlenenlere!

Selam olsun hep ümit taşıyanlara, ümit dağıtanlara!
May 8